13 Kasım 2017 Pazartesi

ramazan ve oruc etkinlikleri

Değerli dostlar,
Ramazan Ayı ve Oruç İbadetiyle ilgili elimdeki materyalleri bu sayfada paylaşıyorum.
Elinde buna benzer materyal olan dostlar onderalkan@gmail.com adresine gönderirlerse
tüm kardeşlerimiz faydalanır inşallah.
Tüm linklerin üzerine sağ tıklayıp videoları farklı kaydederek bilgisayarınıza indirebilirsiniz.


Son Eklenenler


Ramazan Karikatürleri İçin TIKLAYIN


Okul Öncesi Çizgi Filmler

Vav Çocuk (TRT Diyanet)

İftar     Oruç      Ramazan      Sahur        Teravih

Niloya (Bayram)

Can (Ramazan Bayramı)

Can (Davulcu)

Canım Kardeşim (Bayram)

************************************
Ramazan Tayfa (TRT Çocuk) Çizgi Film Bölümleri


Ramazan Arifesi
Ramazan Davulu
Top Patladı
Orucu Unutmak
Orucu Ne Bozar?


****************************
İlahiler

ORUÇ DUASI

İŞTE GELDİ RAMAZAN

GELDİ RAMAZAN

RAMAZAN İLAHİSİ

RAMAZAN (MAHER ZAİN)

RAMAZAN (ÖMER KARAOĞLU)


********************************

Düşündüren Kısa Filmler












Dini Animasyon Hikayeler




Biliyo musun? Kısa Ramazan Videoları







*********************************


Passaparola

Kılıç Kalkan Oyunu

Adam Asmaca
Adam Asmaca Oyunu
                     
Kelime Avı
Kelime Avı Oyunu



Bay Bilmiş'le Milyoner Yarışması
Milyoner Yarışması

Penaltı Oyunu


Basket Oyunu



Bay Bilmiş'le Yarışma

Var Mısın Yok Musun?


***************************************************************


Yazdırılabilir Bulmacaları İNDİR


*****************************








Ramazan Fıkraları ve Nükteleri




ATEİST VE AYI
Ateist (Allah'a inanmayan) bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş Evrim ne güzellikler yaratıyor! diye düşünüp mest oluyormuş birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, Tam vurmaya hazırlanırken adam "ALLAHIM! Diye bağırmış. Bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;
"Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım? " demiş.
Adam utanç içinde: Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI DİNDAR yapabilir misin." demiş
SES: peki " diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya başlamış her şey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış;
"ALLAH’IM, senin rızkınla orucumu açıyorum, Hamdolsun bana verdiğin nimetlere...


TERAVİH NAMAZI
Adamın biri birgün teravih namazına gitmiş hoca çok hızlı kıldırıyormuş hoca selam verice adam hocanın kulagına egilmiş.
-Hocam bir defa süphanerabbiyelala zor diyorum demiş hoca da:
- Ulan adam haline şükret ben onu bile diyemiyorum demiş.



ORUÇ
Nasrettin Hoca pazarda zeytin satıyormuş... İki üç sokak ileride oturan yarı buçuk tanıdığı bir kadın gelmiş. Kadın: - Zeytinin iyi mi? Hoca: - Tadına bak. Kadın: - Ben orucum. Hoca: - Madem oruçlusun zeytini al git parasını sonra ver. Hocanın birdenbire aklına düşmüş; Ramazanlık değilmiş çünkü... Hoca: - Tuttuğun oruç ne orucu ki? Kadın: - Üç sene önceden borcum vardı da onları tutuyorum. Hoca tam zeytinleri veriyormuş vazgeçmiş... Kadın: - Biraz önce al git dedin ne oldu da vazgeçtin Hoca? Hoca: - Get anam get... Allah'a olan borcunu üç senede veriyorsan bizim borcu ne zaman getirirsin kim bilir.

YALANSA
Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna;
- “Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp bitirdim” demiş.
Az sonra dostu söze girmiş;
- “Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi’nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de orucumu bozdum.”
Mustafa İzzet Efendi bağırmış;
-“Yalan !..”
-“Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın.”




KAÇ GÜN ORUÇ TUTTUN?
Adama sormuşlar;
-“Kaç gün oruç tuttun?”
-“Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim!”
Ayni soruyu, orada bulunan Bektaşi’ye sorunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş;
-“Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş!”


HIZLI TERAVİH
Çok hızlı teravih kıldırmayı bir marifet sayan hoca efendi arkadaki cemaati kan ter içinde bırakıp namaza devam ederken, camiden içeri geç kalmış biri girer. O sırada yanında bulunan  kan ter içindeki adama;
-"Çok kıldınız mı? Yetişebilir miyim" diye sorar.
Kan ter içindeki adam yeni geleni şöyle bir süzer;
-"Biz içindeyken yetişemiyoruz, sen dışarıdan nasıl yetişeceksin.?"



ANLADIK RAMAZAN BAŞLAMIŞ!
Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen bir tiryaki, hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp perdeleri de sımsıkı örter: geceleri mahalle kahvesine giderken de başını önüne eğermiş, nasılsa bir su birikintisi içinde hilalin aksini görünce ürkerek şöyle demiş:
- Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin, anladık işte ramazan başlamış!..

BİR EŞEK BİR ÖKÜZ
İki softa, ramazanda bedava yiyip içeriz diye bir Bektaşi köyüne misafir olurlar. Hoşbeşten sonra, içlerinden biri tuvalete gider. Bektaşi, bu softaları kontrol etmek için odada kalana sorar:
- Senin arkadaşın nasıl bir adam? Bilgisi var mı, yok mu?"
O da kendini üstün göstermek için
-Bırak şunu, eşeğin tekidir", cevabını verir.
Biraz sonra öteki softaya da aynı soruyu sorar:
– Senin arkadaşın nasıl bir adam? Bilgisi var mı, yok mu?
Bu softa da öteki gibi
"Bırak şunu, öküzden farkı yoktur", cevabını verir.
Akşam olunca iftar sofrası kurulur. Fakat tepsinin üzerinde arpa ile samandan başka bir şey göremeyen softalar hayretle sorarlar:
– Bunlar ne erenler?
Bektaşi gülerek cevap verir:
– Biriniz eşek, ötekiniz öküz. Sizin için bunlardan daha iyi azık olur mu?"

BİZİ DE YEDİRİRSİN!
Eskiden toplu ramazan yemeklerinde, iftar ziyaretlerinden artan yemekleri, yemek masasına hizmet eden çocuklar yermiş.. Yani artan yemekler onların hakkı imiş.
Bir iftar yemeğinde çorba içildikten sonra hoca cemaata:
- Çorbayı arttırmayın israf haramdır. Yemeği bitirmek sünnettir, der.
Böylece çorba tamamen biter.
Sıra sebze yemeğine gelir, hoca yine :
-Arttırmayın sünnettir” der yemek biter.
Sıra pilava gelir, tatlıya gelir.
Hoca:
-Sünnettir, diyerek, her şeyi cemaata yedirir ve hizmet yapan çocuklar aç kalırlar.
Yemekten sonra hocanın ellerini yıkaması için su döken çocuklarla hoca şakalaşmak ister:
-Balam sizin adınız ne, der.
Çocuklar:
- Farz hoca efendi, derler.
Hoca:
-Balam hiç farzdan ad olur mu?” der.
Çocuklar da:
-Olur ya, sünnet diyelim de bizi de cemaata yediresin öyle mi?” derler…

BİZİM EVE DE BUYURSUN!
Bir zat Ramazan’da hiç evine gelmez, boyuna davetli davetsiz iftarlara gidermiş. Bir akşam birisi evine gelerek:
-Bu akşam sizin efendiyi filan yerde iftara davet ediyoruz, buyursunlar,deyince,
Evin hanımı:
-Ramazan neredeyse bitecek, efendiyi gören yok. Siz görebilirseniz söyleyin. Bir gece de kendi evinde iftara buyursun!

BORCUN VAR MI?
Bir ramazan günü III. Mustafa'nın veziri Koca Ragıp Paşa'nın konağında yapılan sohbet esnasında Ragıp Paşa Şair Haşmet'e hitaben:
- 'Senin de borcun var mı Haşmet?' diye sorar ve ondan sonra şu cevabı alır:
- Evet efendim, mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş...
Ragıp Paşa sorusunun anlaşılmadığını düşünerek şu açıklamayla birlikte tekrarladı sorusunu:
- 'Ben onu sormuyorum, oruç borcun var mı?'
Şair Haşmet bu soruyu şöyle cevaplamış:
- Paşam, oruç borcunu Allah sorar; sizin soracağınız kul borcudur.



BU MAHALLEDEN DEĞİLİZ DE...
Evvel zaman içinde iki şair ve edip ahbap Mehmet Celâl ile Faik Esad, Beylerbeyi’nde bir dostun iftar davetine icabet için yola koyulup karşıya geçiyorlar; fakat vakti iyi hesap edememişlerdir ve iftara daha saatler vardır. Bunun üzerine iki ahbap,
- Camiye gidelim, vaaz dinleriz, vakit geçer, fikriyle Beylerbeyi Camii’ne girip bir tarafa ilişiyorlar.
Vaiz kürsüye çıkmış cehennemden bahsetmekte, diliyle etrafa yıldırımlar savurup şimşekler çaktırmakta, "zebânileer, alevleer, katran kuyularıı” dedikçe cemaat dehşetle tir tir titremektedir.
Bizimkiler vaizin tehditlerine pek kulak asmamaktadır ama ahalinin çoğu kapıldığı haşyetle hüngür hüngür ağlıyor.
Ağlayanlardan biri, gözyaşlarını silerek Faik Esad’ın sırtına dokunuyor, kısık sesle,
- Siz vaizi dinlemiyor musunuz? diye soruyor.
"Dinlenmez olur mu, dinliyoruz elbet” diye cevap veriyor bizimki,
"Peki ne dediğini anlıyor musunuz?” "Anlıyoruz elbette, niçin soruyorsun peki?”
Adam hayretle devam ediyor,
- Yahu bizim ağlamaktan ciğerimiz sökülüyor, gözümüz dışarıya uğruyor sizde ise hiçbir elem işareti yoktur, nasıl oluyor bu?
Şair cevap veriyor:
- Efendim biz bu mahalleden değiliz, yabancıyız, misafirliğe geldik de!.


BUNLARI RAMAZANA VERİN
Vaktiyle adamın birisi her şeyin en güzelini bir yana ayırır, “Hanım bunu Ramazan'a sakla” dermiş. Gel zaman git zaman Ramazan ayı gelmiş, güzel güzel yemekler pişmeye, iftar sofraları dolup taşmaya başlamış.
Günlerden bir gün kapıya bir dilenci gelmiş ve Allah için bir yardım istemiş.
Kadın:
“Adın ne senin?” demiş.
“Ramazan”
“Ramazan mı? Dur öyle ise...”
Evde ne kadar ayrılmış güzel yiyecek, içecekler varsa kaplara doldurmuş.
“Al git bunları, bizim bey sana saklıyordu” demiş.

ÇAYIMI İÇİM GELİREM
Bir gün Erzurum kahvelerinden birinde insanlar iftar vaktinin gelmesini beklerken o anda içeriye biri hızla ve şiddetle girmiş:
-Abi çabuk goşu gelin bi tenesi orucuni basır cigara içirdi gözümün ögünde kahveden biri cevap verir:
-Ola tamam bi dur neye fenikisen ambu çayımi içim gelirem.

ÇÖMLEK HESABI
Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atar, Hoca. Bir avuç taş doldurur çömleğin içine Hoca'nın yaramaz oğlu,muziplik olsun diye. Bir zaman sonra arkadaşları:
-Bugün Ramazan'ın kaçı acaba? diye sorarlar Hoca'ya. Hoca'da:
-Şimdi eve gider öğrenirim, der ve evinin yolunu tutar.
Çömleği boşaltır; bir sayar, iki, üç sayar... Taşların yüz yirmi beş tane olduğunu görür. Şaşkın bir halde döner arkadaşlarının yanına Hoca.
- Arkadaşlar, bugün, Ramazan'ın kırk beşi" der.
Hoca'nın bu cevabına gülüşür ve aralarından biri:
-Aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan'ın kırkbeşi olur mu? diye itiraz eder.
Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle:
-Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan'ın yüz yirmi beşi!"der.


GÖKTE MİSAFİR EDİLEN NE YER?
Nasreddin Hoca, Ramazan ayı boyunca vaazlar etmek, namazları, teravihleri kıldırmak üzere evine uzak bir köyde işe başlamış. Hoca’ya köyde bir oda tahsis etmişler. Görevi kısa süreli olduğundan Hoca ailesini getirmemiş, odasında tek başına kalıyormuş.
Köyde vaaz ederken bir ara Hz. İsa’nın göğe çekildiğinden söz etmiş. Camiden çıkınca yaşlı bir kadın yanına yaklaşıp :
- Hoca efendi, Hz. İsa göğe çekildi dedin, ama orada ne yeyip ne içtiğini anlatmadın!
Hoca:
- Bre kadın, günlerdir bu köyün misafiriyim. Bir gün olsun misafirimiz ne yer ne içer demediniz de, gökte misafir edilen Peygamberin ne yiyip ne içtiğini soruyorsun ! demiş

HALİM MECALİM YOK
Sohbet sırasında Bektaşi’ye sormuşlar:
-Baba Erenler niçin oruç tutmazsın?
Bektaşi’de mazeret hazırdır:
-Vallahi tutmak isterim ama halim mecalim yok.
Bektaşi’yi zorda bırakmak için bir soru daha sorarlar:
-İftara çağırsalar gider misin?
-Doğrusu ne yapar eder giderim.
Bektaşi’nin bu cevabına itirazlarını bildirirler:
-Bu nasıl olur? Allah’ın emrini dinlemiyorsun da kulların davetini kaçırmıyorsun!
Bektaşi’nin cevabı hazırdır:
-Bunda şaşılacak ne var? Bilirsiniz ki Cenabı Hak merhametlilerin merhametlisidir ve affedicidir. Fakat insanlar böyle midir? Onlar, en küçük bir sebepten güceniverirler. Bunun için kulların davetlerini kaçırmamak gerekir

NİYET
Bektaşi'ye, sahurda sorarlar:
– Oruca nasıl niyet etmeli?
Bektaşi, tıka basa yedikten sonra cevap verir:
– Dayanırsam tutarım, dayanamazsam yutarım diye niyet edip ağzını çalkalamalı.


ORUÇ FARZ SAHUR SÜNNET
Adamın biri hergün hanımını zorlayarak sahura kaldırıyor yemek hazırlatıp sahur yiyormuş sonrada orucu.
Birgün beşgün bu böyle sürerken; kadın artık dayanamamış ve:
-Ula herif sende hiç vicdan yokmu orucu tutmuyorsun bana zorla sahur hazırlatıyorsun, demiş.
Adam:
-Oruç farz.sahur yemek sünnet değilm?i diye sormuş
Kadın:
-Evet demiş
Adam:
-E hanım farzı yapmıyorsak sünneti de mi yapmayalım, demiş.



ORUÇ TUTAYIM DİYE BOZDUM
Aylardan Temmuz. Günler oldukça sıcak ve uzun. Aylardan Ramazan. Sabah erkenden başlayıp, gün boyu tırpanla ot biçmiş Tonyalı. Hararetten, dili bir karış dışarıda varmış evine. Kafaya takmış, orucu bozacak ama, arkadaşı bırakmıyor:
– Orucunu bozma, aha şunun şurasında akşama ne kaldı ki?
Bir punduna getirip bozmuş orucunu Tonyalı. Arkadaşı:
–Ne yaptın? Nasıl bozdun orucu? Deyince cevap vermiş Tonyalı:
–Baktum ki, orucu bozmazsam susuzluktan öleceğum. Ölürsem bir daha Allah için oruç tutamayacağum. Dedum, ey Rabbum, yaşayup senin için oruç tutayim diye orucumu kestum.

ORUÇLUYKEN KAÇ HAMSİ YERSİN?
Dursun, Temel’e sormuş:
-Oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun Temel?
-100 tane yiyebilurum.
-Hadi ordan, yesen yesen 1 tane yiyebilursun, gerisini oruçsuz yemiş olirsun,” demiş.
Bu espri Temel’in çok hoşuna gitmiş. Bir gün yolda giderken Cemal’i görmüş ve hemen sormuş:
-Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun?
Cemal:
-50 tane, demiş.
-Ha uşağum 100 tane deseydun sana müthiş bir espri yapacaktum!

PABUÇLARI YÜRÜTEYİM DERKEN...
Bir Ramazan gecesi Ayasofya Camiinde teravih namazı kılındıktan sonra dua esnasında açıkgöz yankesicinin biri, yanındaki adamın cebindeki bir enfiye kutusunu el çabukluğu ile aşırır. Bununla da yetinmez, kalkarken adamcağızın kunduralarını da paltosunun altına saklar. Malları çalınan, her iki hırsızlığın da farkındadır. Önce hiç ses çıkarmaz. Fakat tam caminin iç kapısından çıkarlarken, hırsızın hafifçe omzuna vurur ve koluna girer. Hırsız, şaşırarak döner. Efendi, gayet nezaketle:
-Siz, namazdan evvel benden enfiyeniz var mı diye sormuştunuz, fakat kutuda enfiyem tükenmiş, takdim edememiştim. İnanmanız için enfiye kutusunu da size vermiştim, sonra namaza durmuştuk. Şimdi eksik olmayın, kunduralarımı da almış, taşıyorsunuz. Zahmetinize teşekkür ederim. Bu lûtfunuza artık hacet kalmadı.
Pek tabiî olarak, hırsızın yüzü alı al, moru mor! Enfiye kutusunu ve kunduralarını geri alanın bu sözlerini işiten halktan bir kısmını hem güldürür, hem hırsızın yakasına yapışırlar ve onu doğruca karakola götürürler.
Komedinin devamı buradadır. Komiser, hırsıza çıkışır:
- Be herif! Bu kaçıncı rezaletin? Kaçıncı kundura hırsızlığın? Neye yaparsın bu işi?
Hırsız, boynunu bükerek:
- Hakkınız var efendim, der. Kusurum var, kötü bir alışkanlık! Fakat çok şükür bu defa cemaatten dayak yemeden pabuçları geri verdim, enfiye kutusunu da. Şaşkınlığım yeter. Ancak, Allah aşkına siz de halime merhamet buyurun, hiç olmazsa bir kerecik burada dayak yemiyeyim.

RAMAZAN-I ŞERİFİ MEMNUN ETMEK
Bir çok Ramazanı birlikte geçirmiş olan bir hanımla beyi konuşuyorlarmış.
Bey, hanımına:
-Hanım, bunca senedir oruç tutuyoruz. Acaba Ramazan-ı Şerif’i hiç memnun edebildik mi? diye sormuş.
Hanım:
-A efendi! Düşündüğün şeye bak, o mübarek hiç memnun olmasaydı, her sene 10 gün önceden gelir miydi? demiş...

SAHURU DA ÖNE ALSALAR
Bektaşi babasına sormuşlar:
- Baba erenler, ramazan hakkında ne düşünüyorsun?
Bektaşi babası:
- Vallahi, demiş; iftara bir şey dediğim yok ama, şu sahuru da öğleye alsalar daha iyi olurdu.


SENEDE İKİ KEZ
Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:

-Keşke, Ramazan, senede iki kez gelse.

Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi, hemen şu cevabı verir:

-Öyleyse Ramazan gider gitmez neden bayram yaparsınız? İnsan, sevdiği gidince bayram mı yapar hiç!...


SU KATIYORLAR
Bektaşinin birini ramazanda içki içtiği için yaka paça kadıya götürürler.
Çakırkeyif Bektaşi'yi görür görmez kadı:
- Behey kafir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu? der.
- Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır..." diye karşılık verir Bektaşi.
Kadı:
- Bunun içine pamuk katarlar.
Bektaşi:
- Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar, der.

TEMEL ORUÇ TUTARSA
Temel, Ramazan günü Sultan Ahmet meydanında sabırsızlıkla biran önce iftar vaktinin gelmesini beklemektedir. Güneş tepede,Temelin dilini damağını kurutmaktadır.
Derken bir turist kafilesi gelir içlerinden birkaçı oradaki satıcılardan irice bir karpuz alır ve temelin gözü önünde sapır şupur yemeye başlarlar. Bir süre sonra bizimki yerinden kalkar usulca yanlarina yaklasir ve kulaklarina egilerek:
-Uy,dininizun kiymetini pilesinuz ha!

TERAVİHİ UNUTTU
İki kafadar Ramazan’da kadı kıyafetine girerek köy köy dolaşmaya ve birkaç basit soru sorup cevap veremeyen köylüleri falakaya yatırıp para kazanmaya başlamışlar. Kadı Efendinin bu durumdan haberi olunca, bunları yakalatmış ve:
-Bu sabah namazının, bu öğle namazının, bu ikindi namazının, bu akşam namazının, bu yatsı namazının, diyerek kırk sopa attırıp bıraktırmış.
İki kafadar köyden uzaklaşınca birisi:
-Tabanlarım sızlıyor, şurada oturup dinlenelim, deyince diğeri:
-Yürü yürü! Dinlenmenin sırası mı şimdi? Kadı Efendi teravihi unuttu. Hatırlarsa vay halimize!

YUMUŞASIN DİYE
Adamın biri Ramazan günü erik yiyormuş. Bunu gören adam:
-Yahu, Müslüman olan böyle oruç yer mi? demiş.
Adam:
-Hayır oruçluyum, cevabını verince adam, avurdunun şişliğini işaret ederek:
-Ağzındaki nedir? diye sormuş.
Adam:
-Eriktir, iftara kadar yumuşasın diye ağzımda tutuyorum! demiş.


YAMAZAN     
Adamın biri bir gün yolda giderken bir çocuk görür ve çocuğu çok
sevimli bulur; çocuğa:
– Senin adın ne?
Çocuk tam söyleyeceği sırada:
– Dur ben tahmin edeyim, diyerek sözünü keser, ama ipucu olarak
baş harfini söylemesini ister.
Çocuk:
– Y der, adam başlar saymaya...
– Yasin?
Çocuk başını sallar.
– Yusuf?
Çocuk yine başını sallar.
Adam y harfi ile başlayan tüm isimleri sayar, çocuk her seferinde
başını sallar. Adam iyice sinirlenir ve kız isimleri de saymaya
başlar; çocuk yine başını sallar. Adam en sonunda:
– Bilemedim. Ne lan senin ismin? der.
Çocuk cevap verir:
– Yamazan



İSTESEM KESERDUM            
Yine böyle bir mevsim, yine Ramazan ayı. Tenha bir yerde Tonyalı
açmış ellerini Allah’a: Ey beyük Allahum! Ha bu tenha yerde bir sen
varsun bir de ben. İstesem keserdum orucumi. Sadece sana
hürmeten kesmeyurum.
Bu yaptuğumu unutmazsun da beni cennetine korsun, öte tarafta
inşallah.

ÜÇ GÜNLÜK ORUÇ    
Tonyalı bir türlü iyileşmeyen ineği için açmış Allah’a ellerini:
–Ey beyük Allahum! Eğer habu ineği iyileşturursen söz üç gün oruç
tutacağım. Aradan bir müddet geçer ve Tonyalı’nın ineği gerçekten
de iyileşir.
Tutar Tonyalı söz verdiği orucu. Ve bir müddet sonra inek geberir.
Tekrar açar ellerini:
–Ey beyük Allah’ım! Eğer ben tuttuğum o üç gün orucu Ramazana
İneği de kurbana saymazsam…!


İŞ İNADA BİNDİ         
Abdest namaz ve benzeri ibadetlerle arası iyi olmayan adamın biri
aile eş dost ve çevrenin baskıları sonucu namaza gitmiye karar
vermiş. Tesadüf buya ramazanda yatsıya oğluyla beraber gitmiş,
namazdan sonra ormana odun yapmaya gitmeyi düşündüklerinden
yanlarındaki eşeği caminin dışına bağlayıp, camiye girerken caminin
imamı adamı görüp gülümsemiş. Namaz başlamış bir iki rekat
vesselam derken namaz sürdükçe sürüyormuş. Hoca selam verince
adam oğluna dönerek;" eşeği al eve git anana selam söyle iş inada
bindi sahurda eve gelemezsem merak etmesin "derken, hoca
yeniden namaza başlamış.

SES DENEME             
Temel köyde imamlık yapıyomuş. İftar saati yaklaşmış. Bütün
köylü de oturmuş iftar açmak ezanı bekliyomuş. Temel çıkmış
minareye:
- Allahuekber Allahuekber
Köylü Temelin sesini duyunca bismillah deyip oruçlarını açmışlar.
Biraz sonra minareden Temelin sesi gelmiş
- Allahuekber Allahuekber ses deneme 1-2-3 ses deneme!!!!!

İSLAMIN ŞARTI KAÇTIR ?
Temel oğluna sorar:
- İslamın şarti kaçtur uşağum?
- Birdur baba.
- Bir nasul ula, beştur beş!
- Yok baba, birdur. Bende namaz oruç yok, sende de hac zekat. Geriye kalur kelime-i şehadet.

EZAN SAATİ
11 ay boyunca:
- Ezana ne kadar var?
- Ne bilim abicim imam mıyım ben?
Ramazanda:
- Ezana ne kadar var?
- 1 saat 38 dakika 12 saniye.




RAMAZAN MANİLERİ



Ramazan geldi hoş geldi 
Evlere şenlik geldi 
Dün herkes oruç idi 
İftar yemeği yendi. 

Ramazanım merhaba 
Bizlere verdin sefa 
Rabbimize hamdolsun 
Her nefeste bin defa. 

Olundu âleme müjde 
Getirir âlemi vecde 
Ağaçlar ediyor secde 
Geldi mübarek Ramazan! 

Deniz suyu serindir 
Damla gibi derindir 
Bir tek hurma da olsa 
Bir mü’mini sevindir. 

Ezanlar hep okundu 
İftarlığım lokumdu 
Aç karnına çok yedim 
Bana biraz dokundu. 

On üçüne geldik mi? 
Nefisleri yendik mi? 
İmandadır saadet 
Bunu böyle bildik mi? 

Fırın üstünde kürek 
Gene sızladı yürek 
Her yerde dayanır da 
Bal’a dayanmaz yürek.

Bu aya hürmet gerek 
Nimete şükür gerek 
Mübarek Ramazan’da 
Hakk’a ibadet gerek. 

Ay açmaz bulut açmaz 
Ay buluta kavuşmaz 
Günahları andıkça 
Bana gülmek yaraşmaz.

Dere coşmuş çağlıyor 
Dağı duman bağlıyor 
Zengin olsan ne fayda 
Fakir kardeş ağlıyor.

Nerden geçti aklıma 
Kadayıfla baklava 
Aç gözlü olma diye 
Annem vurdu oklava. 

Uzandım kuş oldum 
Dövüldüm gümüş oldum 
Hak derdine düşeli 
Bir divane kuş oldum. 

Okudum yazar oldum 
Davette gezer oldum 
Her gün börek istiyor 
Nefsime kızar oldum. 

Sofrada fakir olsun 
Tabağı çukur olsun 
Karnı doyduktan sonra 
Duayı okur olsun. 

Hoşafın suyu boldur 
Bir kepçe daha doldur 
Sahura köfte varmış 
Ne olur erken kaldır. 

Acı köfteye yandım 
Yiye yiye usandım 
Cebime koyacaktım 
Bakanlardan utandım. 

Seni pek seçemedim 
Sıcak çay içemedim 
Başka yemek çoksa da 
Kaymaktan geçemedim. 

Vişneyi dalda koyma 
Beni bu halde koyma 
İftara çabukça gel 
Gözümü yolda koyma. 

Herkes sabırla bekler 
Zayi olmaz emekler 
İftara geliyoruz 
Hazırlansın yemekler. 

Geldi Ramazan ayı 
Yendi temcit pilavı 
Akşam iftardan sonra 
İçelim demli çayı. 

Bak geldi etli dolma 
Çok yiyip göbek salma 
Üstüne bir kahve iç 
Sohbetten geri kalma. 

Bak kışın ayazına 
Kalk Hakk’ın niyazına 
Haydi hemen gidelim 
Teravih namazına. 

Oruç tutmak izzettir 
Bilene bir lezzettir 
On bir ayın sultanı 
Müminlere rahmettir. 

Akşam göründü hilâl, 
Kazançlar olsun helâl, 
Orucun sevabını, 
Çok verecek Zül-celâl! 

Şükür bu aya girdik, 
Akşam hilâli gördük, 
Sevinçlere gark olup, 
Yüzü secdeye sürdük.

Ramazanım hoş geldi, 
Evlere şenlik verdi, 
Bugün herkes oruçlu, 
Sahur yemeği yendi. 

Bu ayın kadri yüce, 
Hizmet et gündüz gece, 
Orucu tutmalıyız, 
Hepimiz ailece. 

Âleme rahmet geldi, 
Büyük bir nimet geldi, 
Ramazanla birlikte, 
Cennet müjdesi geldi. 

Geldi mâh-ı Ramazan, 
Durmadan sevap kazan, 
Sizden duâ bekliyor, 
Bu mânileri yazan… 

Akşamdan pilavı pişirdim 
Gene karnımı şişirdim 
Çok mani diyecektim ama 
Defteri yolda düşürdüm. 

Akşam ezanı dinlemek 
Sahurda yemek yemek 
Ramazana mahsus şeydir 
Gece davulcu söylemek 

Aldanma sağa sola 
Gel gidelim hak yola 
Güzel oruç tutanın 
Âkıbeti hayrola. 

Arnavut’musun Tatar’mısın 
Ekşili çorba yapar mısın 
Sana davul çalıyorum amma 
Acaba sen oruç tutar mısın? 

Bak geldi etli dolma 
Çok yiyip göbek salma. 
Üstüne bir kahve iç 
Terâvihe geç kalma! 

Bekçiniz kapıya geldi 
Cümlenize selam verdi. 
Bahşişin almaya geldi. 

Besmeleyle çıktım yola 
Selam verdim sağa sola 
A benim ağalarım 
Ramazanınız mübarek ola. 

Bu aya hürmet gerek 
Nimete şükür gerek 
Mübarek Ramazan’da 
Hakka ibadet gerek. 

Bu aya sultan ay derler 
Kaymak ile baldan yerler 
Ezelden adet kılınmış 
Bekçiye bahşiş verirler. 

Bu gece ayın evveli 
Açıldı İslâm’ın gülü 
Geldi mübarek Ramazan 
Mesrur etti cân ü dili. 

Cebimin ağzı dardır 
İçinde şeker vardır. 
Sabreyle aman gönül 
İftara neler vardır? 

Çatal kaşık elimde 
Besmele var dilimde 
Fazla kaşık salladım 
Bir sızı var kolumda 

Davulun içi pekmez 
Çalarım fakat ötmez. 
Bir bahşiş vermezseniz 
Davulcu buradan gitmez. 

Deniz suyu serindir 
Damla gibi derindir 
Bir tek hurma da olsa 
Bir mü’mini sevindir. 

Ezanlar hep okundu 
İftarlığım lokumdu 
Aç karnına çok yedim 
Bana biraz dokundu.

Gökyüzünün melekleri 
Devran eder felekleri 
Bu ayda ikram edenin 
Zayi olmaz emekleri 

Göz aydın hepimize 
Mübarek günler bize 
On bir ayın sultanı 
Hoş geldin evimize. 

Günâhın olsa yığın 
Yine de O’na sığın. 
Gazabından fazladır 
Rahmeti Allahımın. 

Hakk’ın bize ihsanısın 
Hem ayların sultanısın 
Sen bir saadet kânısın 
Ey mâhı sultan merhaba. 

Hava sıcak terlerim 
Birçok mâni derlerim 
Davet verdim bu akşam. 
Sizleri de beklerim. 

Herkes sabırla bekler 
Zayi olmaz emekler 
İftara geliyoruz. 
Hazırlansın yemekler. 

İnananlar oruç tutar 
Gönüller hep bir atar 
Sevinir hep müminler 
Allah diyenler artar. 

İşte geldim iki büklüm 
Üstümdedir davul yüküm 
A benim ağalarım 
Selamun aleyküm. 

İşte geldi gidiyor 
Mutlu günler bitiyor 
On bir ayın sultanı 
Bize veda ediyor. 

Karşıma fener geldi 
Aklıma neler geldi 
Börek bekledim ama 
Sofraya döner geldi. 

Kavuştuk Ramazan’a 
Hem de büyük ihsana 
Bu ayda oruç tutmak 
Huzur verir insana 

Maniler çiçeklidir 
Birbirine eklidir 
Davulcunun daveti 
Mutlaka böreklidir. 

Misafirim nazlandı 
Börek diye sızlandı 
Bir sini börek yedi 
Biraz olsun uslandı 

Ne uyursun ne uyursun 
Bu uykudan ne bulursun 
Al abdesti kıl namazı 
Sen cenneti bulursun. 

On bir diye sevinme 
Teravihten erinme 
İbadetler şükürdür 
Bunu bil ki öğünme 

On bir ayın sultanı 
Kıymetlidir her ânı 
Süslersin şu cihânı 
Hoşgeldin yâ Ramazan! 

Pilavın kokusu var 
Maninin arkası var 
Bahşişimi yollayın. 
Gözümün uykusu var. 

Rabbimizin nimeti 
Ölçülür mü kıymeti? 
Bu ayda müminlere 
Saçar bolca rahmeti. 

Ramazan’ım merhaba 
Bizlere verdin sefa 
Rabbimize hamdolsun 
Her nefeste bin defa. 

Sahur oldu ışıyor 
Bülbüller ötüşüyor 
İftara çay deyince 
Yüreğim tutuşuyor. 

Sahur vakti emindir. 
Hoşaf suyu serindir. 
Aman eli çabuk tut 
Yetimi sen sevindir. 

Sâlih olan seçilir 
Gök kapısı açılır. 
Oruçlunun üstüne 
Ne rahmetler saçılır.


Secdeye varan başla 
Gözlerden akan yaşla 
Müslüman arkadaşla 
Ne güzeldir Ramazan 

Sofrada fakir olsun 
Tabağı çukur olsun. 
Karnı doyduktan sonra 
Duayı okur olsun. 

Sokak yolu dar mıdır? 
Minaresi var mıdır? 
İftara kal diyorlar 
Acep aslı var mıdır? 

Tepsiler dizi dizi 
Davete bekle bizi 
Adresi iyi yaz ki 
Kolayca bulam sizi 

Uyumasın gözümüz 
Doğru olsun sözümüz 
Her iki cihanda da 
Ak olmalı yüzümüz. 

Var hânene selâm et! 
Hâlin olsun selâmet 
Son günler yaklaştıkça 
Çoğalır oldu dâvet 

Yaram derindir eşme. 
Aman derdimi deşme 
Sahurda börek yoktu. 
Gözlerim oldu çeşme. 

Yemekler boldur gayet 
Beni de edin davet 
Birlikte yer içeriz 
Şöyle ederiz sohbet. 

Yeni cami direk ister 
Söylemeye yürek ister 
Benim karnım toktur ama 
Arkadaşım börek ister. 

Açlık başımda duman
İlk oruç ilk heyecan
Kovaladıkça kaçan
İftar saati misin? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlginiz için sonsuz teşekkürler...
Yorumunuz en kısa sürede yayınlanacaktır..